
Biz çocukken çoğumuzun kendimize
ait bir odası yoktu. Olanların ise, şimdikinden çok farklı, düz
ahşap ya da metal yatakları ve çalışma masaları vardı; ama bizler
yine de çok mutluyduk. Odamızı çok sever, dağıtıp, annemizi kızdırsak
bile, yine de bize ait olmasının getirdiği mutlulukla, temizleyip,
toplamaktan, oyuncaklarımızı dizip, kitaplarımızı yerleştirmekten,
hele de arkadaşlarımızı ağırlamaktan çok keyif alırdık.
Ben, kendi yaş grubumun şanslı kesiminde olmuştum.
Benden 5 yaş küçük erkek kardeşimle paylaştığım oldukça geniş sayılabilecek
bir odam vardı. Ben büyük olduğum için odanın hangi köşesinde ve
hangi yatakta yatacağım konusunda seçme hakkım da olmuştu. Ben her
zaman pencereden uzak, duvar kenarına bitişik yatağı tercih ettiğimi
hatırlarım.
Annemin Singer dikiş makinesinde özenerek diktiği,
kırmızı pötikareli farbelalı örtülerimiz ve kırmızı yastıklarımızla,
zamanımızın çoğu, ya yatağın üzerinde, ya da yerdeki düz mavi halının
üstünde uzanarak geçerdi. Annem, hem kız hem erkek çocuğuna uyar
diye düşünerek, odamızı kırmızı ve mavi renklerle doldurmuştu.
İkimizin ortak kullandığı bir çalışma masamız vardı.
Günün şartlarına uygun, metal, sağ kenarında üç çekmeceli, gri masamız,
ilkokulu bizimle birlikte bitirmiş, sonra da yerini ahşap, üstünde
rafları da olan tek çekmeceli bir masaya bırakmıştı.
Lise yıllarım bu masa ile geçti; kardeşimle odalarımız
ayrıldı, kırmızı örtülerimiz yerini kahverengi ve yeşil pamuklu
örtülere bıraktı. Tüylü oyuncaklarımı ise oyun oynamayı bıraktıktan
sonra bile bırakmadım. Odamda her zaman onlar için bir pencere ya
da raf üstü oldu.
Aradan yıllar geçti; o döneme ait hatırladığım pek
çok hatıra içinde odam her zaman o özel yerini korudu. Kendimi güvende,
huzurlu ve dinlenmiş hissedebildiğim bir odayı bana sağladıkları
için ailemi minnetle andım.
Çocuk için bir odanın ne kadar önemli olduğunu kendi
yaşadıklarımla çok net gördüm, ve eğitimim boyunca her zaman ilgi
alanımda oldu.
Şimdi çocuklar için olanaklar çok daha fazla. Ekonomik
durumu yükseldikçe aileler çocuklarına onlara ait bir oda yapmaktan
öteye geçtiler. Çoğu kez masal dünyaları yaratıldığını, renklerle
çok oynandığını görüyorum.
Aslında, bu çok keyifli, yaratıcı ve bir çocuk için
çok cazip olabilir; ama bazı şeylere dikkat etmekte fayda var yine
de…
Teknoloji bize artık eskisinden çok fazla olanak
sunuyor, çocuklarımız da çevrenin onlara sunduğu pek çok yeniliğin
farkında. Zaten dünyayı tanımaları, görmeleri ve yaşamaları lazım.
Onlar için yaşama ilk kapı, okuldan önce kendi odalarında
açılır. Bir çocuğu kendi haline odasında özgürce bırakırsanız, ruhunun
nerelerde gezindiğini, yaşamla nasıl bir bağ kurduğunu odasında
yarattıklarından görebilirsiniz.
Özellikle ilkokul çağına geldikten sonra, çocuk
için odası adeta bir atölyedir. Orada yaşar ve aslında hayallerini
yaşatır.
İsterseniz, yeni doğan bir bebekten başlayarak,
gençlik çağlarına kadar bir çocuğun odasının nasıl olabileceği konusunda
beraber biraz ipucu toplayalım:
Bunu yaparken de biraz batının teknoloji ve trendlerini doğu'nun
rahatlatıcı ve akıcı önerileriyle bir araya getirelim ve keyif alalım.
Aileye yeni katılan bir bebek yaşama yeni bir heyecan
getirir; herkes üstüne titrer. Her şeyin eksizsiz olmasına çalışılır.
Minik patikler, tulumlar, fistolu örtüler, yumuş battaniyeler, bir
gelin çeyizi gibi hazırlanır. Bu hazırlıklar sırasında en çok bebeğin
odasının nerede olacağı ve ne renk olacağı eşyaların nasıl olacağı
konusu vakit alır.
Çocukların enerjileri büyüklerin enerjisinden daha
farklıdır. Onlar için en uygun olan evin doğu bölgesindeki odalardan
birini vermenizdir. Güneşin doğrudan odanın içine doğması tercih
edilir. Ayrıca doğu bölgesinin enerjisi ( sattva ) büyümeyi ve yeni
hayatı simgeler…
Ama eğer oda doğu yönünde değilse de dert etmeyin.
Şansınızı bir de kuzeybatı yönünde deneyin. Eğer bu yönde de bir
oda bulamazsanız da sorun değil.Odanın içinde yapacağınız düzenlemelerle
de odanın enerjisi düzgün hale getirilir.
Eğer oda bu bölgelerden birine düşebiliyorsa, çocuğunuzun
odasından çıkmadan oyun oynayacağına emin olabilirsiniz.
Çocuklar güneş enerjisi ile büyürler.
Aslında en güzel renk beyaz ve uçuk sarıdır. Bebeğin
saflığının, temizliğinin beyaz ile bütünleşmesi inanılmaz bir manzaradır.
Bir bebeği koyacağınız yatak beyaz çarşaf ve örtülerle kaplı olsun.
Açık renk bir ahşap beşik ya da yatak bembeyaz bir odada açık renk
ahşap parkelerle göz kamaştırıcı durur.
Açık mavi, lila, çok uçuk nil yeşili her zaman mekanı
ferahlatır. Bir dostumun yeni doğacak bebeğinin odasında duvarları
çok uçuk lila boyadığımızı, geniş penceresine ise minik puanlı ekru
bir stor koyduğumuzu hatırlıyorum. Zemin yine çok açık renk ahşaptı;
üstüne minik mavi bir halıcık koymuştuk. Yumuşacıktı; ve oğlu ilk
emeklediğinde ayaklarının altında hep o halıyı istemişti.
İlk 1-2 ay geçtikten sonra odasının bir duvarını
yıldızlarla ve bir ay dede ile kapladık; ve yatağını o duvara bitişik
koyduk.
Zaman içinde odada eşya artışları oldu ama oda hiçbir
zaman sadeliğinden ve iç rahatlatıcı etkisinden bir şey kaybetmedi.
Mavi - beyaz kutulara yine aynı tonlarda yastıklar ve minderler
eklendi. Halı eskidiği için biraz daha büyüğü ile değiştirildi,
ve arkadaşım sevgili oğlunun büyümesini keyifle izledi.
Yaş biraz ilerleyip, artık evde başka arkadaşlar
istenmeye başlanınca, ve de gerçekten bu arkadaşlarla odada oyun
kurmaya başlayınca artık bir oyun odası kurma zamanı gelmiş demektir.
Çocuğunuzun misafir ağırlama isteği ile siz de harekete
geçersiniz ve öncelikle oyuncakları koymak için renkli şeffaf kutular
alınır. Ahşap altı boş bir bank yaptırabilirsiniz. Üstüne koyacağınız
canlı renkte bir minder çocuğunuzun arkadaşı ile oturup oynayacağı
bir yer olur. Altına ise kutu içinde oyuncakları yerleştirebilirsiniz.
Hatta kendi tek başına oynayacağı zaman minderlerin üstüne oyuncaklarını
dizebilir.
Artık biraz renklenme zamanı gelmiştir. Duvarlara
fazla renk vermeden, eşyada açık renk ahşaptan da vazgeçmeden biraz
renkli eklemeler yapmak çocuğunuzun hayal gücüne katkıda bulunur.
Belki bir duvarı onun hayal gücünü yansıtan bir
duvar kağıdı ile kaplayabilirsiniz. Artık yatak üstüne oyuncak hayvanlar
dizilebilir, yatağın kenarında bir komodin ve üstünde gece masalını
okurken kullanabileceğiniz bir lamba bulunur.
Gitgide odanın onun özeli olduğu ve istediği yönde
değişimlere açık olduğunu hissedersiniz.
Yaşamınızın en keyifli dönemlerinden birini çocuğunuzun
odasını ilkokula başlarken hazırladığınızda yaşarsınız. Bebeğin
yeni doğarkenkine benzer bir heyecan kaplar içinizi.
Artık odada boyutlar büyümeye başlamıştır. Renkler
netleşmiş; ortalıkta daha fazla kitap dağınıklıkları görmeye başlamışsınızdır.
Ama, bu sizi hiç rahatsız etmez.
Bu dönem, yatakların genelde yenilendiği dönemdir.
Siz yine de sade bir ahşap yataktan şaşmayın. Odanın diğer eşyalarında
renk kullanma hakkınızı saklayın.
Şimdi çocuklar için yaratıcı olduğu düşünülen çok
fazla çocuk odası ile karşılaşıyoruz. Çocuk odası satan çok fazla
mağaza açıldı. Buralara yolunuz düştüğünde kendinizi çeşitli masalların
içinde dolaşıyor gibi hissedebilirsiniz.
Renkler inanılmazdır. Tüm ana renkleri bir yatağın
üstünde görebilir, bir yatağın istediğinizden fazla kırk ayrı şekle
girdiğini hayretle keşfedebilirsiniz.
Zaten yataklar çoğunlukla kayık, tren, araba gibi
gündelik yaşamın içinden farklı objeler olarak karşınıza çıkacaktır.
Çocuğunuz için seçeceğiniz en sade yatak onu en
mutlu edecek ve rahat uyutacak yatak olabilir.
Odanın büyüklüğüne göre, küçük bir kanepe, bir ayak
ucu pufu, kız çocuklar için kendini hissedip görebileceği bir tuvalet
masası ve ayna seçebilirsiniz.
Duvarlarda resimlere artık yer vardır. Plastik kutulardan hasır
ya da kumaş sepetlere geçebilirsiniz.
Aslında yerden çok yüksek olmayan bir masa ve çevresine
koyacağınız 2 sandalye çocuğunuzun sosyalleşmesi için ciddi bir
fayda sağlar. Özellikle de masanın üzerinde tutacağınız şeker ve
bisküit kaseleri, çocuğunuzun arkadaşları ile çok uzun süreli bir
ilişki dönemi başlattığınızı gösterir size.
Bu dönem ilerledikçe, odada kitap, defter ve kalemler
için raflar artmaya başlar. Duvarları rahatlıkla kullanabilirsiniz.
Özellikle de yatağının dayalı olduğu duvar idealdir. Eğer oda el
veriyorsa, yatağı bir duvara uzunlamasına yaslamak yerine başucunu
duvara dayayarak daha serbest bir dolaşım alanı yaratabilirsiniz.
Ama eğer böyle bir imkan yoksa, yatağın dayandığı duvarı bol yastıkla
doldurmayı ihmal etmeyin. İsterse yatağını kanepe olarak da kullansın.
Çocuğunuzun büyüdüğünü görmek çok güzeldir; gitgide
dağılan bir oda bunun ilk göstergesidir.
Kendinizi hazırlayın; odasını kendi boyamak isteyen
ve de inatla pembe isteyen, yatağını kaldırıp yer yatağında yatacağım
diyen,
duvarları bir gün çiçek bir gün böcek resimleri ile dolduran ( erkeklerde
futbol, basketbol oluyor genelde ),
büyük bir özveriyle ona ayırdığınız koltuğu odadan atıp, yerleri
minderlerle dolduran,
perdeleri çıkarıp, tülleri birbirine bağlayıp " işte perde"
diyen,
yatağın altını ikinci bir gizli oda haline getiren
ve asla bir çalışma masası istemeyip, dersini yatağın üzerinde çalışan
bir çocuğunuz olursa,
beni hatırlayın; çocuğunuz bir gün tasarımcı
olabilir….
|