
Doğu öğretileri ile ilk tanışmam
Feng Shui ile oldu. Bir akşam oğlumu kreşten alırken sevgili dostum
Ayla'nın " bak bu kitap senin ilgini çeker" diyerek verdiği
incecik kitabın hayatımda neleri değiştirdiğine ben bile bazen inanmakta
zorlanıyorum.
O gece herkes yattıktan sonra oturma odasında kendi
sessiz köşeme çekilip kitabı bir solukta okudum. Önce biraz karışık
geldi, ama inatçı olduğumdan mı bilinmez, ertesi gece aynı saatte
yine aynı koltukta bu sefer kitabın satırlarını çizerek okuyordum.
Zaten kısa bir süre sonra da bir dönem Feng Shui
hocam olan Videt ile tanıştım, ve benim mekanlarda doğu serüvenim
başladı.
O zamana kadar gerçekten büyük keyifle ama sadece
batı yönüyle görerek ve bilerek dekore ettiğimiz mekanların hepsini
gözümün önünden geçirdim ve ortaya çıkan sonuç beni memnun etti.
Gerçekten de enerji akışının sağlandığı, kullananların nefes aldığı,
içinde yaşamaktan memnun kaldıkları mekanlar oluşturmuştuk; ve içgüdülerimle
yaptığımız pek çok şeyin aslında Feng Shui ile ne kadar örtüştüğünü
görmek bana da keyif vermişti.
Böylece içinde çalıştığım mekanlarda Feng Shui'yi
de - artık daha bilerek ve inanarak - kullanmaya başladım.
Hocam'ın üstüne basarak söylediği, benim de sonuna
kadar inanarak uygulamaya çalıştığım 2 şey vardı.
Birincisi "Feng Shui bir sihir değildir,
siz inanmadığınız sürece bir mucize yaratamaz, aslında saf niyetinizle
istediğinizde o zaten sizindir" derdi.
İkincisi ve benim hep aklımın bir köşesinde tuttuğum
sözü ise şöyleydi: "Bir şeyi çok fazla istemeyin. Zamanı
gelmeden olan bir şeyin sizin hayrınıza olmama ihtimali çok yüksektir.
Kendinize biraz zaman tanıyın."
Bu iki kısa cümle benim Feng Shui çalışmalarımın
zaman içinde temelini oluşturdu. Bir şeyi tutturmamak ve olmasına
izin vermek. Sanki birbirinin tersi gibi görünen bu iki kavram aslında
birbirini tamamlıyor. Bir şeyi ne kadar serbest bırakırsanız, gerçekleşmesi
için o kadar izin vermiş oluyorsunuz.
Yaklaşık 4 yıl önce bir arkadaşımın yeni işyerini
düzenlerken, bu iki cümleyi hiç aklımdan çıkarmadan çalışmaya başladım.
Avrupa yakasında oldukça geniş bir alana yayılmış.
3 katlı bir ofis binasıydı. Arkadaşım yeni bir iş kuruyor olmanın
da verdiği heyecanla her şeyin çabuk ve kusursuz olmasını istiyordu.
O hevesle işe başladık.
İlk önce bir plan oluşturduk. Kağıt üzerinde tüm
mekanların yerleşimleri yapıldı; genel ihtiyaçlar belirlendi; masa,
sandalye, koltuk, perde, dolap, raf gibi temel ihtiyaçlar alındı.
Ve yerleşim başladı.
Feng Shui uygularken ilk dikkat ettiğim nokta, mekanı
kullanıcıların ne için kullanmak istediği olmuştur. Bir konutta
ferahlık ve keyif ön planda olurken, ofislerde bereket ve kariyer
her zaman ön plana çıkmıştır.
Bu düzenlemede de ofisin önce bereketinin bol olması,
sonra da arkadaşımın çok istediği kariyer planlamasındaki ilerlemeleri
gerçekleştirmesi ve büyümesi için çalıştık.
Zemin katı boydan boya çalışanlara ayırdık. Açık
renk ağaçtan masaları, yeşil pamuklu kumaştan yapılmış sandalyelerle
birlikte kullandık. Tüm koltuklarımız ekru kaplandı. Oldukça güneş
ışığı alan geniş salon pencerelerini yine açık renk storla kapladık.
Zemini koyu yeşil halı ile döşedik. Masaların hepsinin
sırtının duvara dayalı olmasını, böylece çalışanların konsantrasyonlarını
ve güçlerini toplayabilmelerini hedefledik. Arkasını kapıya dönen
insanların arkada ne olup bittiğini görmeden çalışmaları zor olur.
Geniş mekanlarda enerjinin rahat akmasını sağlamanın
en iyi yolunun canlı yeşil bitkiler olduğuna inanırım. Bu işyerinde
de her katta gerçekten geniş çiçek alanları oluşturduk.
Kırmızı çiçek açan bitkileri tercih ettik. Özellikle
zenginlik ve bereket sembolü olarak kabul edilen güneydoğu bölgesinde
tüm ofis ekipmanlarını yerleştirerek, yanlarında çiçek köşeleri
oluşturduk.
Ama çalışmanın en güzel kısmı üst katta misafirler
için oluşturduğumuz misafir odası ve teras oldu.
Misafirlerin sık ağırlandığı ve oldukça uzun toplantıların
yapılacağı önceden söylendiği için geniş bir odayı ve önünde uzanan
büyük terası misafirlere ayırdık.
Feng Shui karmaşık bahçe ve açık alan düzenlemelerini
sevmez. Aslında batının da kabul ettiği "az çoktur" ilkesi
her zaman için kabul görür. Akan su bolluk yaratır; bir iş yerinde
bu akış nakit paranın akışını simgeler.
En önemlisi, çok "yapılmış" gibi görünen
bahçe ve teras düzenlemeleri değil, doğal ve kendiliğinden olan
tercih edilir.
Biz de doğal, sade ve keyif veren bir teras düzenlemesi
yaptık. İtiraf etmeliyim ki, 2 ay süren çalışmamızın en keyif aldığım
dönemi bu olmuştu. Önce tüm terasın etrafına açık renklerde büyük
minderler koyduk. Taş zeminin üstünde yumuşak, açık tonlarda geniş
minderler önce tüm terası sanki bizim yarattığımız bir "bagua"
haritasına çevirdi.
Sanırım hepimiz bir bagua haritasının ne olduğunu,
Feng Shui'de ne ifade ettiğini biliyoruz. Ama kısa bir hatırlatma
isteyenler için bagua haritası pusuladaki 8 yönü temsil eder; her
bir yöne kariyer, ilişki, sağlık, ün gibi temel yaşam alanları yerleşir.
Yine her bir yönün ayrı sayısı ve rengi vardır; ve doğru düzenlemelerle
bu farklı alanları dengeli ve yaşamınızla uyumlu hale getirebilirsiniz.
Biz de terasta her bir yönü ile değil ama, bizim
için önemli olan meslek, yardımcı arkadaşlar ve bereket köşeleri
ile çalıştık.
Kuzey iş yaşamında başarıyı simgelediği için, kendi
içinde canlı bir fıskiyesi ile akan minik bir havuzu bu köşeye koyduk.
Kuzeybatı köşesi yardımcı arkadaşları temsil ettiği
için, o bölgede çok parlak olmayan doğal bir aydınlatma ile daha
yoğun bir oturma köşesi oluşturduk. Onun tam çaprazında güneydoğuda
ise mor ve kırmızı çiçeklerin yeşillikler içinde açtığı toprak saksılarla
minik bir bahçe oluşturduk. Yeşilliklerin hepsi bir arada, ne biri
diğerinden uzun, ne de diğerinden kısaydı.
Sohbet toplantıları düzenlendiğinde - ki genelde
akşam saatleri tercih ediliyordu, bir köşede yanan mumların loş
ışığında, diğer taraftan akan suyun hafif sesinde minik grupların
keyifle sohbet ettiğin gördüm.
Belki dikkat etmese de olurdu, ama arkadaşım her
zaman kuzeybatı köşesinin Feng Shui sayısı 6, rengi gri olduğu için
misafirlerini 6 kişilik gruplar halinde çağırmaya ve gri mumlar
yakmaya çok dikkat ettiğini bu gün bile anlatır.
İş yerinin şimdiki durumunu merak ediyorsanız; zemin
katta da çalışanlar için bir sohbet odası düzenledik. Çalışanların
sayısı geçen yıllar içinde arttı. Herkes keyifle çalışıyor.
Terası artık herkes kullanıyor ve kış aylarında
da kullanılabilmesi için yeni bir düzenleme yaptık.
Şirket iyi para kazanıyor ama hepsinden önemlisi
çalışanlar kendilerini iyi hissediyorlar.
Renkleri biraz değiştirdik. Duvarlarla birlikte zemin de değişti.
Ama o sanırım artık başka bir yazının konusu…
Feng Shui hayatınıza hiç beklemediğiniz bir anda
girebilir, ya da gerçekten çok istediğiniz bir zamanda, arkadaşımın
yaşadığı gibi bir deneyimi büyük bir keyifle yaşayabilirsiniz.
Sadece hatırlamak iyi olabilir diye söylemeden
geçemeyeceğim;yaşamınızı kendi akışına bırakın; olması gereken düzen,
hangi öğretiye ihtiyacı varsa kendisi seçecektir…
|