Dr.Lerzan Aras
ve sonsuz kadar mutlu yaşadılar
Tüm Kitabevlerinde...



LERZAN ARAS,
EVİM DERGİSİNDE
her ay sizlerle buluşuyor
...

© 2005-2008 www.lerzanaras.com

     Designed by


Doğu öğretileri ile ilk tanışmam Feng Shui ile oldu. Bir akşam oğlumu kreşten alırken sevgili dostum Ayla'nın " bak bu kitap senin ilgini çeker" diyerek verdiği incecik kitabın hayatımda neleri değiştirdiğine ben bile bazen inanmakta zorlanıyorum.

O gece herkes yattıktan sonra oturma odasında kendi sessiz köşeme çekilip kitabı bir solukta okudum. Önce biraz karışık geldi, ama inatçı olduğumdan mı bilinmez, ertesi gece aynı saatte yine aynı koltukta bu sefer kitabın satırlarını çizerek okuyordum.

Zaten kısa bir süre sonra da bir dönem Feng Shui hocam olan Videt ile tanıştım, ve benim mekanlarda doğu serüvenim başladı.

O zamana kadar gerçekten büyük keyifle ama sadece batı yönüyle görerek ve bilerek dekore ettiğimiz mekanların hepsini gözümün önünden geçirdim ve ortaya çıkan sonuç beni memnun etti. Gerçekten de enerji akışının sağlandığı, kullananların nefes aldığı, içinde yaşamaktan memnun kaldıkları mekanlar oluşturmuştuk; ve içgüdülerimle yaptığımız pek çok şeyin aslında Feng Shui ile ne kadar örtüştüğünü görmek bana da keyif vermişti.

Böylece içinde çalıştığım mekanlarda Feng Shui'yi de - artık daha bilerek ve inanarak - kullanmaya başladım.

Hocam'ın üstüne basarak söylediği, benim de sonuna kadar inanarak uygulamaya çalıştığım 2 şey vardı.

Birincisi "Feng Shui bir sihir değildir, siz inanmadığınız sürece bir mucize yaratamaz, aslında saf niyetinizle istediğinizde o zaten sizindir" derdi.

İkincisi ve benim hep aklımın bir köşesinde tuttuğum sözü ise şöyleydi: "Bir şeyi çok fazla istemeyin. Zamanı gelmeden olan bir şeyin sizin hayrınıza olmama ihtimali çok yüksektir.
Kendinize biraz zaman tanıyın."

Bu iki kısa cümle benim Feng Shui çalışmalarımın zaman içinde temelini oluşturdu. Bir şeyi tutturmamak ve olmasına izin vermek. Sanki birbirinin tersi gibi görünen bu iki kavram aslında birbirini tamamlıyor. Bir şeyi ne kadar serbest bırakırsanız, gerçekleşmesi için o kadar izin vermiş oluyorsunuz.

Yaklaşık 4 yıl önce bir arkadaşımın yeni işyerini düzenlerken, bu iki cümleyi hiç aklımdan çıkarmadan çalışmaya başladım.

Avrupa yakasında oldukça geniş bir alana yayılmış. 3 katlı bir ofis binasıydı. Arkadaşım yeni bir iş kuruyor olmanın da verdiği heyecanla her şeyin çabuk ve kusursuz olmasını istiyordu. O hevesle işe başladık.

İlk önce bir plan oluşturduk. Kağıt üzerinde tüm mekanların yerleşimleri yapıldı; genel ihtiyaçlar belirlendi; masa, sandalye, koltuk, perde, dolap, raf gibi temel ihtiyaçlar alındı. Ve yerleşim başladı.

Feng Shui uygularken ilk dikkat ettiğim nokta, mekanı kullanıcıların ne için kullanmak istediği olmuştur. Bir konutta ferahlık ve keyif ön planda olurken, ofislerde bereket ve kariyer her zaman ön plana çıkmıştır.

Bu düzenlemede de ofisin önce bereketinin bol olması, sonra da arkadaşımın çok istediği kariyer planlamasındaki ilerlemeleri gerçekleştirmesi ve büyümesi için çalıştık.

Zemin katı boydan boya çalışanlara ayırdık. Açık renk ağaçtan masaları, yeşil pamuklu kumaştan yapılmış sandalyelerle birlikte kullandık. Tüm koltuklarımız ekru kaplandı. Oldukça güneş ışığı alan geniş salon pencerelerini yine açık renk storla kapladık.

Zemini koyu yeşil halı ile döşedik. Masaların hepsinin sırtının duvara dayalı olmasını, böylece çalışanların konsantrasyonlarını ve güçlerini toplayabilmelerini hedefledik. Arkasını kapıya dönen insanların arkada ne olup bittiğini görmeden çalışmaları zor olur.

Geniş mekanlarda enerjinin rahat akmasını sağlamanın en iyi yolunun canlı yeşil bitkiler olduğuna inanırım. Bu işyerinde de her katta gerçekten geniş çiçek alanları oluşturduk.

Kırmızı çiçek açan bitkileri tercih ettik. Özellikle zenginlik ve bereket sembolü olarak kabul edilen güneydoğu bölgesinde tüm ofis ekipmanlarını yerleştirerek, yanlarında çiçek köşeleri oluşturduk.

Ama çalışmanın en güzel kısmı üst katta misafirler için oluşturduğumuz misafir odası ve teras oldu.

Misafirlerin sık ağırlandığı ve oldukça uzun toplantıların yapılacağı önceden söylendiği için geniş bir odayı ve önünde uzanan büyük terası misafirlere ayırdık.

Feng Shui karmaşık bahçe ve açık alan düzenlemelerini sevmez. Aslında batının da kabul ettiği "az çoktur" ilkesi her zaman için kabul görür. Akan su bolluk yaratır; bir iş yerinde bu akış nakit paranın akışını simgeler.

En önemlisi, çok "yapılmış" gibi görünen bahçe ve teras düzenlemeleri değil, doğal ve kendiliğinden olan tercih edilir.

Biz de doğal, sade ve keyif veren bir teras düzenlemesi yaptık. İtiraf etmeliyim ki, 2 ay süren çalışmamızın en keyif aldığım dönemi bu olmuştu. Önce tüm terasın etrafına açık renklerde büyük minderler koyduk. Taş zeminin üstünde yumuşak, açık tonlarda geniş minderler önce tüm terası sanki bizim yarattığımız bir "bagua" haritasına çevirdi.

Sanırım hepimiz bir bagua haritasının ne olduğunu, Feng Shui'de ne ifade ettiğini biliyoruz. Ama kısa bir hatırlatma isteyenler için bagua haritası pusuladaki 8 yönü temsil eder; her bir yöne kariyer, ilişki, sağlık, ün gibi temel yaşam alanları yerleşir. Yine her bir yönün ayrı sayısı ve rengi vardır; ve doğru düzenlemelerle bu farklı alanları dengeli ve yaşamınızla uyumlu hale getirebilirsiniz.

Biz de terasta her bir yönü ile değil ama, bizim için önemli olan meslek, yardımcı arkadaşlar ve bereket köşeleri ile çalıştık.

Kuzey iş yaşamında başarıyı simgelediği için, kendi içinde canlı bir fıskiyesi ile akan minik bir havuzu bu köşeye koyduk.

Kuzeybatı köşesi yardımcı arkadaşları temsil ettiği için, o bölgede çok parlak olmayan doğal bir aydınlatma ile daha yoğun bir oturma köşesi oluşturduk. Onun tam çaprazında güneydoğuda ise mor ve kırmızı çiçeklerin yeşillikler içinde açtığı toprak saksılarla minik bir bahçe oluşturduk. Yeşilliklerin hepsi bir arada, ne biri diğerinden uzun, ne de diğerinden kısaydı.

Sohbet toplantıları düzenlendiğinde - ki genelde akşam saatleri tercih ediliyordu, bir köşede yanan mumların loş ışığında, diğer taraftan akan suyun hafif sesinde minik grupların keyifle sohbet ettiğin gördüm.

Belki dikkat etmese de olurdu, ama arkadaşım her zaman kuzeybatı köşesinin Feng Shui sayısı 6, rengi gri olduğu için misafirlerini 6 kişilik gruplar halinde çağırmaya ve gri mumlar yakmaya çok dikkat ettiğini bu gün bile anlatır.

İş yerinin şimdiki durumunu merak ediyorsanız; zemin katta da çalışanlar için bir sohbet odası düzenledik. Çalışanların sayısı geçen yıllar içinde arttı. Herkes keyifle çalışıyor.

Terası artık herkes kullanıyor ve kış aylarında da kullanılabilmesi için yeni bir düzenleme yaptık.

Şirket iyi para kazanıyor ama hepsinden önemlisi çalışanlar kendilerini iyi hissediyorlar.
Renkleri biraz değiştirdik. Duvarlarla birlikte zemin de değişti.

Ama o sanırım artık başka bir yazının konusu…

Feng Shui hayatınıza hiç beklemediğiniz bir anda girebilir, ya da gerçekten çok istediğiniz bir zamanda, arkadaşımın yaşadığı gibi bir deneyimi büyük bir keyifle yaşayabilirsiniz.

Sadece hatırlamak iyi olabilir diye söylemeden geçemeyeceğim;yaşamınızı kendi akışına bırakın; olması gereken düzen, hangi öğretiye ihtiyacı varsa kendisi seçecektir…