|
Evimin detayındaki mutluluk
Çok sevdiğim bir arkadaşım evine gelen arkadaşlarından bahsetti geçen gün bana,
" ne kadar çok eşya, ne çok kalabalık var evinde" demişler.
Çok üzüldüğünü, ve kafasının bu konuya gerçekten takıldığını fark ettim.
Önce onu sakinleştirmek için başlayan konuşmamız sonrasında beni de oldukça düşündürdü, acaba sınır nerede başlıyordu ??
Size biraz arkadaşımdan bahsetmek istiyorum, büyük bir evde yaşıyor, kendine ait bir iş var, bunun avantajı evinde istediği zamanlarda vakit geçirebilmesi. Evini gerçekten çok seviyor, her köşesi onun için çok kıymetli, aynı zamanda alışveriş ve moda da onun için bir tutku, eh zevki de iyi olunca gerçekten evinde her köşede izlerini hissedebiliyorsunuz. Zaman zaman beraber alışverişe çıktığımız için onun beğenilerini yakından takip eder oldum. Artık vitrinlerde gördüklerim içinden onun evine gidebilecekleri rahat tahmin ediyorum.
Evin her köşesi gerçekten çok özenle döşenmiş, hiçbir ayrıntı atlanmamış. Her bir odada hem ondan bir esinti var, hem de vitrinlerden. Gönülden alınan ve yerini bulmuş eşyalar görürsünüz her zaman. Odaların kokusunda bile günün gelişine göre bir farklılık hissedersiniz, lavantanın sakinliğine alışmışken, birden şeftalinin tatlı ama canlı kokusu sizi başka bir odada karşılar. Her şey ilk anda gerçekten çok fazla gibidir, yastıklar, şamdanlar, mumlar, duvarları sıra sıra kaplayan tablolar, her an değişen örtüler, yatak odasından başlayarak salona kadar akan bir renk cümbüşü içinde kaybolursunuz; uyumsuz olduğunu düşündüğünüz renkleri bir arada görür ilk anda şaşırırsınız, ama bir de gönül gözünüzle görünce işte o zaman her şey başka bir renge bürünür.
Bir salon düşünün, çok rahat ve keyifli bir kanepe ve önünde büyük bir sehpa,
üstünde her zaman bademler ve çikolatalar en zarif porselen kaselerde sizi bekliyor,
suda yüzen mumlar gece her zaman ışıl ışıl, yastıkların her biri yumuşacık ve kumaşların pırıltısı güneşle odaya yansıyor.
Duvardaki aplikler ve sıra sıra tablolar size bir sergideymişsiniz duygusunu veriyor
ama çok da evinizin bir köşesinden tanıdıkmış gibiler, sohbet köşesinde ayağınızı uzatacağınız bir puf,
yanında çay sehpanız ve doğal olarak kurabiyeleriniz her zaman hazır.
Büyük yemek masasının üstündeki aile yadigarı gümüş tepsi ve çay her zaman parlatılmış durumda.
Ama en güzeli her yerde, ama gerçekten her yerde farklı biçimlerde, farklı renklerde sade cam vazolar var ve içleri her zaman dolu.
Özellikle de benim en sevdiğim beyaz ve pembe gonca güllerin bir gün bile eksik olduğunu görmedim.
Bütün bunların en güzel tarafı, bu evde gerçekten çok mutlu yaşandığını hissediyor olmanız.
Eğer gerçekten kendinizi mutlu hissediyorsanız, evinizde her köşe size parlak, canlı ve yaşanası gelir, aksi bir durum ise detay ve kalabalık dediğimiz o yorucu ve biraz da tüketen duyguyu açığa çıkarır.
Arkadaşımla konuştuktan ve konunun üstünde düşündükten sonra geldiğim nokta bu oldu.
Hani bazen evde her şeyin yerini değiştirmek, ya da tonla alışveriş etmek duygumuz oluşur ya, galiba çizgi orada başlıyor;
evinize bu gözle baktığınızda daha çok seveceğinizi düşünüyorum; her haliyle ve her detayıyla...
sevgilerimle
Lerzan
|